|
Sergiye Davet
Birer birer toplandık
18 kişi olduk
Görün öğrenin diye
Köyden noktalar koyduk
Doğası bir harika
Gizemli havası var
Yeşilin her türlüsü çiçeğin çeşitlisi
Bu kadarla bitmiyor köyümün güzelliği
Yabancı sanatçı yok serginin özelliği
Köyün evlatlarıyız orda doğduk büyüdük
Karınca gibi olduk tüm dünyaya yürüdük
Köyümüz çok güzeldir
Görmenizi isteriz
16 temmuz günü köyümüze bekleriz
İstanbulda başlıyor serginin maratonu
Trabzona ulaşıp Türkelli’ye gelecek
Sergi açılışında köyde şenlik olacak
26/ 05 /2008
Güler İPEK
|
|
________________________ |
Unutulmuş bir yerde
Gözden ırak
Kepez de, çortlukta,
Bir bayırın belinde.
Veya mezarlıkta;
Bembeyaz bir kavak ağacıyım.
Yepel yepel rüzgarda yapraklarım,
Suyun şırıltısı gibi.
Kahkahalar atarım estikçe.
Kimse duymaz sesimi
En biçimsiz yerde,
Durduğumdan olacak ki;
Yıldırımlar bile
Hep beni bulur.
Metin KILIÇ |
|
___________________________
|
mart dumanı
Mart dumanı diyorlar adına
Sasiz sedasız yavaş yavaş yayılırsın vadiye
Yukarıdan bakınca bembeyaz bir deniz gibisin
Bir bakarsın koşa koşa gelirsin kapanırsın her yere
Sanki seni kovalayan var
parde olursun güneşimize
Karamsarlık çöküyor yüreğimize
İçimiz daralıyor
Gelme karartma gözümüzün nurunu
Güneşimizi kapatma
Üzme başını toprkaktan çıkaran filizimi
Soldurma dalında açan çiçeklerimi
Git güneşimin önünden filizim boy göstersin
Çiçeklerim tozuşsun tozuşsunki meyvelere dönüşsün
Dumansın sen mart dumanı
Yavaş yavaş geldin yayıldın
Çabuk git
Gitki güneşimin önü açılsın
İçimizi ısıtsın
Filizlerim başını dik tutsun
Çiçeklerimin yüzü gülsün
Gitki ruhum aydınlansın gönlüm şenlensin
Toprağım canlansın
Güler
İPEK mart 2002 |
|
___________________________ |
KENDİ
İSTEĞİ İLE KALDIRILDI
|
|
__________________________ |
|
doğduğum türkelli
doğduğum türkelli'ye
sergiyle gideceğim
yirmi yıl sonra bu yaz
oradan kadırga'ya
yüreğimden söyledim
yüreğimden söyledim
çam altında serinde
buz gibi soğuk suyu
soğuttuğu rakıyı
ille de dostlarımı
öylesine özledim
öylesine özledim
yaylamın yollarından
sevinçle geçeceğim
duysun IMFpatronları
pahalılıktan boğsanız da yurdumu
üç yudumda donduğum oruçbozan suyundan
keyifle içeceğim
keyifle içeceğim
Şakir SAĞLAM
|
|
__________________________ |
|
Kızılağaç fidesi
İncecik bir kızılağaç fidesiyim
Boğuntu ırmak için de
Gövdem,dalım ve yapraklarım
Ayrı yeşil
Çiçeklerim bile yeşil
Ayakdibimde mor çiçekli Ağu
Üstümde dev gibi kestane
Güneşim kapanmış
Doyasıya ıslanamıyorum
Yağmurda bile
Kabuklarımı kaynatsalar
Kara kazanda
Kızıl olur rengim
İncecik kızılağaç
fidesiyim
Irmağın kuytusunda
Kuşlar korkar konmağa
Hafif ışıltılı,bal yeşili esinti
Sardı heryanımı
Korkmam,yalnız değilim
Gözüm yukarlarda
Gukguk müjdeli haberini getirdi
Tepemde kestanede
Sesi her yerde
Döndü dolaştı durdu
Haburalarda bahar geldi
Yesyeni bir bahar gelmiş
Metin KILIÇ
|
|
__________________________ |
Çok eski bir çeşmeyim.
İki yanım hendek,
Duvara gömülü.
Kırık çanağım
Belki ikiyüz, belki daha da fazla
Emzirir yavrularını,
Gösterişsiz cefakar bir ana gibi
Minik sarı çiçekli,
Kehribar yosunlarından imbiklenir.
Güllük kokar
Ana sütü kadar temiz suyum.
Metin KILIÇ
|
|
_____________________________ |
değirmen yolu
mısırın ekmek olma serüveninin başlangıcı,
kara taştan yeşil yol.
değirmen vaktinin sarkacı,
kara taştan yeşil yol.
iki yanında hendekler,
ezelden arkadaşı.
sonra unutulur ikisi de,
bir ümit, gelir belki de.
değirmen, mısırı bekler.
yol bir iki ayakdaşı...
A. ÇAKMAK
|
|
___________________________ |
BABA
Baba olduğun zaman babalığı anlarsın
Yüreğine ateş düşer alev alev yanarsın
Çocuğun hasta olsa için yanar ağlarsın
Babanın ne olduğunu o zaman anlarsın.
Mehmet YILMAZ
|
|
______________________________________ |
Giden
Trenler
Bir kış akşamı
farkettim ki yüreğim derin uykudaymış meğer...
Gözlerim dağın ardında onun gölgesinde kalmış meğer...
Gittiği yönü bilmeyen bir nehir gibi karanlık içim
bilmiyorum neden ?
Şimdi
İçimde durmayan, sürekli giden trenler ,
Beni
onsuzluğa saplayan yakınsızlığa mahkum eden trenler
Meğer
okunduğu gibi iki kişi üstüne yazılmıyormuş sevgiler...
Yazılsa bile siliyormuş sürekli giden acımasız trenler....
Feryal TURAN
|
|
__________________________________-___ |
KILIÇ ALİ
Kılıç Aliyim özbe öz Oğuzluyum
Ellezliden Mehmet Alinin oğluyum
Dut ağacı gölgesinde eski evim,
Bir yanında armut, öbüründe taflanlar,
Otçuları hazırladım,
Sisdağından Kadirgaya kadar.
Diktim sökükleri, yırtıkları yamadım,
Dikiş makinamla gençlere,
Sabahlara kadar uyumadım.
Kirlileri yıkadım hatta,
Hizaya dizip gençleri sabah,
Eksik gedik varmi bakardım.
Otçuların şanı için
Yerlerimi elden çıkardım.
Elimde son kalan kara dastarım,
Çocuklarım, ben ve karım,
Ağlaşarak uzaktan Oğuza bakarım.
Yıktılar artık evimi uzaklardayım,
Terki diyar yapmaktayım.
Rençber oldum yetmişimde
Ormanda kök söktüm,ağaç yıktım.
Memleketinde Topal Osmanın.
Artık şenlikler mezarıma çok yakın.
Karşımda bir ada, yanımda Aksu,ya
bakın
Oğuzeli uzakta, beni unutmayın sakın.
Soframız Çadırdüzünde kaldı,
Ütüklerde nefesimiz,
Dolaşır hala yaylalarda sesimiz.
Metin KILIÇ
|
|
______________________________________ |
|
Periler Sofrasında Yemek
Yemek “Öyle
Herkesin Harcı Değildir”
Derdi
Annanem...
periler sofrasında yemek yemeyi ananemden öğrendim ben...
öyle herkesin harcı değildir bu sofrada yemek
yemek
derdi
annanem...
ellerim toprak gibi olmalıymış
herşeyden
önce...
buğday dünyanın en lezzetli ekmeğine dönmeliymiş bu ellerde...
yüreğim ateş olmalıymış yeri geldiğinde ...
şenlik ateşi gibi yanmalıymış...
gözlerin görmediği yerde karanlığı içine çekmeliymiş bu ateş,
sırtların üşüdüğü yerde kaybolan ayaklara yol olmalıymış
periler sofrasında yemek yemeyi ananemden öğrendim ben...
öyle herkesin harcı değildir bu sofrada yemek
yemek
derdi
annanem...
dillerim su olmalıymış kimsenin arkasından akmayan ,
herkesin içine akan
her
zaman ılık her zaman saydam....
şafak
vakti uyanmalıymışım ben...
her
sabah bir ağaca dokunmalıymışım
önce
yaprak olmayı anlamalıymışım ağaçta ben
sonra
da yaprakta toprak olmayı
ve
dua etmeliymişim tüm günahlarım için...
periler sofrasında yemek yemeyi ananemden öğrendim ben...
öyle herkesin harcı değildir bu sofrada yemek
yemek
derdi
annanem...
Feryal TURAN |
|
_____________________________________ |
|
|
|
|
|
Kara ateş fırınıyım,
Kiremitim yosun tutmuş.
Dolma duvarlı bir köy evi yanımda.
Çocuğunun elini tutan anası gibi.
Üstümde Orak taflanı,
Önüm yemyeşil çimen,
Bilge bir dut ağacının gölgesinde.
Üstüm başım is içinde,
Avaz avaz açık ağzım.
Kapkara dehliz.
Yanarım içim kavrulur,
Ateşten gülücükler.
Dumanım gökyüzüne savrulur,
Kalbimde mecilerin alınteri,
Ağzım dolu dolu kahkahalar atarım
Kehribarlı darılarla
Metin KILIÇ
|
|
____________________________ |
Oy
türkelli
oy türkelli dediğim
beşikdüzü köyüdür
çay ile trabzon'a
fındığın türkiye'ye
söylenen türküsüdür
sis dağı gelinidir
kadırga uzun aşkı
dünya'ya kemençeden
açılan bir öyküdür
açılan bir öyküdür
Şakir SAĞLAM
|
| ___________________________ |
|
DÜŞ
Avuçlarıma alıp seni,
uzaklara
Bulut olup götürsem
Bir zaman sonra
Yağmur olsan düşsen
toprağa
Yaşam versen doğaya,
çimlendirsen,
Renklendirsen
güzelleştirsen evreni
Büyüyüp meyve versen
İnsanlığa güzellikleri
sunsan
Mutlu olsalar
Barış içinde yaşasa tümü
Sen de Mutlu olurdun o
zaman
Ulaşsan hayalindeki
gerçeğe.
Orhan ÖZDEMİR 24.12.2003
İstanbul
|
| ___________________________ |
Ütük çimeninde,
Sarıağu tumuyum.
Sapsarı zehirli çiçeklerim
Mor açan Ağularla içiçe
Dizildik yollara,göçlerle
Yaylalara gideriz bazen.
Horon teperiz otçularda.
Gölgemizde rakılar içilir,
Sevdalılar gözgöze gelir,işmarlaşır.
Göğ boncuklu,ala sarı inekler,
Püsküllü alınları,çanlar kelekler.
Bir törene gider gibi geçerler.
Gelinlerin,kızların sırtında şelekler.
Sığınır yağmurda Çobanlar,
Türküleri dinleriz beraber.
Dağların yürek sesi,
Gorlu katırlar,
Ormanlarda çağlar.
Şimdi nerdeler
Artık ne horonlar,ne de sevdalı
Melevcanlı tikenler bürüdü,
Gölgemiz uyuz itlere kaldı.
Tarih gömüldü, ağlarız.
Büyükçe bir mezar şimdi,
İçinde paçavralar, çöplerimiz.
Metin KILIÇ |
|
____________________________ |
|
KIYMET
Anlamadılar geçen acımasız
zamanda
Duygularının esiri oldular,
kulak verdiler söylenenlere
Kırılan dallar,
koparılan çiçekler gibi
incittiler bedende
Yaşamın sonuna doğru
geliyorsun ne çare.
Göçüp gittiler,
teker teker
ardına bakmadan
Umutları yok oluverdi bir kış
akşamında
Anlayacaklar belki birgün son
durakta
duygular,sözler
Kıymete binecek geçen zaman.
Kırık kalpler,
onarmak istesende yapamazsın
Ödün vermiyor zaman akıp
gidiyor su gibi
Anlayacak belki birgün
Kaybettiler sevdiklerini,
analar,babalar,kardeşler.
Orhan ÖZDEMİR 10.01.2003 İstanbul
|
|
___________________________ |
köyüm
ıslanırken yağmurunda, sırıksıklam
anlatılmaz yaşanır olduğunu farkettim.
her yaz açıkgörüşcesine sana koşsam.
bilmem, seni niye terkettim?
A. ÇAKMAK
|
|
_____________________________ |
TEKİR
Bizim köyde bir Tekir im
Başkaları Serander de der
Kül gibi rengim,yeşilin içinde.
Zamana meydan okurum
Külahlı ayaklarımla,
Yıkılmadım daha.
İçimde tarlaların bereketi,
Mecilerin alın teri.
Yüzyıllardır ayaktayım.
El hızarı ile çekilmiş dizmelerim,
Kara saplı bir nacakla yontuldu,
İnce zarif direklerim.
Dülger Osman rendeledi,
Damarlı geniş tahtalarımı.
Ve bir nakış gibi işledi,
Kendi yapısı el demiriyle,
Bin yıllık oyalı oymasını.
Kırışmış alnının teri,
Döküldü üstüme,
Yanık kıllı göğsünü ıslatarak.
Dizildi toprak testiler pekmez kokulu.
Çuvallarda fındıklar,darılar.
İçim dolu, aklımda açlık var.
Sofama çiçekli çamaşır asardı
"Selvi boylu al yazmalı" kadınlar.
Metin KILIÇ
|
|
___________________________ |
VARGİT
Bilir misiniz vargit çiçeğini
Topuk otları içinde güzelliğini
Çok zıttır adı ile görüntüsü
Yeşillikler içinde sanki kuş sürüsü
Eser soğuk rüzgarlar güz yaklaşır
Çıkar vargit çiçeği doğayla kucaklaşır
Görünce bu güzelleri
Anlarız ki bitti yayla günleri
Ağır usul köyümüze döneriz
Bizi istemese de VARGİT İ ÇOK SEVERİZ
Cahit KORKMAZ
|
| _________________________ |
Köprü
Bir kemer köprüyüm;
Oğuz deresinde, yapayalnızım.
Köylerin arasında dinmez sızım.
İncecik belimle kayaları kavradım,
Dereler benim anam,avradım.
Yıkılsam kopar hatıralarım.
Kimliğim;
Taraklanmış yosunlu taşlarım.
Gümüşlü balıklar arkadaşlarım.
Geçti gitti altımdan asırlar,
Üstümde zamanla yarıştılar.
Atlar, Gurbetçiler, Kervanlar,
Ve uzak cephelere askerler,
Dönmediler çoğu maziye karıştılar.
Kör bir kazma kırınca kilit taşımı,
Kaybettim en yakın arkadaşımı.
Metin KILIÇ
|
| ________________________________ |
Beklemek Seni
Beklerim seni,
Öyle
bir beklerim ki seni
Canım
yanar pencerelerde
Yağmur damlaları vururken cama, yüzün bana yansır
Karanlıkta
Damlaları geçerken sen, bir kez daha yüreğim kavrulur
Şu insan denilen yaramaz kapta
Feryal TURAN |
| ________________________________ |
|
MEHTAP
Gece
Saat Sekizde
Mehtap'a bakıyorum
Yatağa uzandım mı
Hep seni anıyorum
Ağlıyorum, sızlıyorum
Görüyorsun, halimi
Hayat karanlık olsa
Unutamam benseni
Nural EMİROĞLU |
| ________________________________ |
Bizimkiler
Kimisi eskiden bahsediyor
Kimisi yeniden
Kimisi vargitten, kimisi yağmurdan
Kimisi atadan bahsediyor
Kimisi onurdan
Kimi değirmenden kimi köprüden
Kiminin hasreti ıslanmak olmuş
Kimininki ise ütüğe gitmek
Kimi ister çelik çomak oynamak
Kimi de çocuk gibi topaç çevirmek
Bunlar bizimkiler bizim çocuklar
Bizim köyü daha çok yazacaklar
Güler İPEK
|
| ______________________________________ |
|
Kavruk Bir Yürek
Bu
sabah uyandım...
Hayata
başlamaya hazırdım bir gün doğumunda daha
Ancak
içinde onulmaz yaralar ve acılar...
Nasıl
iyileşirdi ki yıllardan kalma
Kavrulmuş bir yürek ;
Annem
sana mavi kazağın çok yakışmış dedi evden ben çıkarken ;
Döndüm ve ona baktım iki dudağı arasında bir gülümseme
Anladım ki o anda, hissetmek kendini dağ gibi böyle bir şeydi
İşte
böyle iyileşirdi
Kavruk bir yürek…
Feryal TURAN |
| __________________________________ |
|
köyüm
ıslanırken yağmurunda, sırıksıklam
anlatılmaz yaşanır olduğunu farkettim.
her yaz açıkgörüşcesine sana koşsam.
bilmem, seni niye terkettim?
Adnan ÇAKMAK
|
| ________________________________ |
eylül
sonbahar geldi gidiyor
duydunmu bunun sonu kış diyor
ömrümden bir eylül daha geçti
başka eylüllere hiç benzemedi
bir büyü yaptım mevsimler şaştı
ilk defa eylülde tomurcuk açtı
tabiata tersmi varsın olsun
hayallerimin eylülüidi bende kalsın
bütün aylar sizin olsun
ne olur bu eylül benim olsun
ne yazık eylül bitti
hayallerim de beni terketti
tutmayın buralarda duramam
dünyayı verseniz eylüldeki gibi olamam
Cahit KORKMAZ |
| __________________________________ |
|
|