şiir

                            Şiirlerin  sorumlulukları yazarlarına aittir.

 

             Değerli arkadaşlar,
 
             Şiir köşesi yeni bir heyecan getirdi. İnsanlar dağarcığındaki şiirlerini dökmeye başladı.
 
             Şiir evrensel diyorduk ki doğru bir kavram. Eleştiri olacak doğaldır, zaten yazmıyor mu, sorumluluk şiir sahibine aittir.

             Bize gereken konu değil,    temadır. ”Yedi tepeli şehirde bıraktım gonca gülümü “ diyene, neden bıraktın kardeşim diyebilir miyiz ?
 
             O dizeleri döken kim varsa helal olsun. Herkesin ellerine sağlık, şiir yazan elleriniz dert görmesin…

             Selamlar, sevgiler, saygılar.
 
                                                              Cahit KORKMAZ

 

      Herkese merhaba
 
       Okuduğum meyiller beni duygulandırdı.
       İnsanların duygularını dile getirebildiği  bir platform oldu turkelli.com. Kimisi duygu yüklü ,özlem yüklü yazılarla kimisi,hasret kokan dörtlüklerle,kimisi değişik şiirlerle ulaşıyor turkelli.coma.Şiiri küstürür mü, çok okumalımı bilmem ama, ben bu yazılanları okudukça mutlu oluyorum.
       Uzakta olanların bu yolla köyüne bir adım yakın olduğunu düşünüyorum. Köyün ortak değerleri,  yaylaların vargit çiçekleri, köyümün yağmurları daha neler neler zaman geçtikçe daha da güzelleşecek bu yazılar çoğalacak.İyi ki bu yolla haberleşebiliyoruz.Gençlerimizi tanıyoruz. Onlar da bizleri tanıyor.
Büyük şehirlerde günlük yaşanır her şey, geçmişle gelecek arasında sıkışmış olarak. Gelecek kaygısı, geçmişi sorgulamaya zaman bırakmaz. Köyünü, atasını, dedesini aramak aklına bile gelmez, günlük yaşantıyı düzene koymaya çalışmaktan.
       Köyde öyle değil, herkes birbirini tanır, herkes birbirine yardım eder.Yalnız olmadığını bilirsin. Evden çıkınca kimin kapısını çalsan, habersiz kapısını sonuna kadar açar. Haber vermeden gidilmez kaygısı yoktur köyümde. Ben geldim der gelirsin, sıkıntını dağıtırsın, derdini dinletirsin dertlerini dinlersin. Hatta başkalarının derdini bile konuşur çözüm yolları ararsın. Köyümüzün güzelliği buradadır.
      Bu site de, bizlere köyün bir parçası olarak yansıyor. Herkes bir şeyler paylaşıyor bir köylü olduğumuzu köyümüzü, kökümüzü tanıyoruz. Herkese teşekkür ederim. YAZMAYA DEVAM.
      Güzel günlere...

                                                                                              GÜLER İPEK

Değişmeyen  annelik
 
Ne gecesi ne gündüzü
Ne yaşlısı ne genci
Değişmeyen bir şey varsa
O da annelik


Ağaç değişir yaprak değişir
Doğa değişir hava değişir
Değişmeyen bir şey varsa
O da annelik


Zaman değişir insan değişir
Gece değişir gündüz değişir
Değişmeyen bir şey varsa
O da annelik


Şarkı değişir türkü değişir
Duygu değişir sevgi değişir
Değişmeyen bir şey varsa
O DA ANNELİK
 
15 /5 / 2004 te yazdığım bu şiirimi tüm annelere  ithaf ediyorum.
 Köyümde, ülkemde, dünyada, tüm annelerin anneler gününü kutluyorum.    Güler İPEK


 

 

     Sergiye Davet


Birer birer toplandık
18 kişi olduk
Görün öğrenin diye
Köyden noktalar koyduk
Doğası bir harika                                                                         Gizemli  havası var
Yeşilin her türlüsü çiçeğin çeşitlisi
Bu kadarla bitmiyor köyümün güzelliği
Yabancı sanatçı yok serginin özelliği
Köyün evlatlarıyız orda doğduk büyüdük
Karınca gibi olduk tüm dünyaya yürüdük
Köyümüz çok güzeldir
Görmenizi isteriz
16 temmuz günü köyümüze bekleriz
İstanbulda başlıyor serginin maratonu
Trabzona ulaşıp Türkelli’ye gelecek
Sergi açılışında köyde şenlik olacak

            26/ 05 /2008   Güler İPEK

________________________

Unutulmuş bir yerde
Gözden ırak
Kepez de, çortlukta,
Bir bayırın belinde.
Veya mezarlıkta;
Bembeyaz bir kavak ağacıyım.
Yepel yepel rüzgarda yapraklarım,
Suyun şırıltısı gibi.
Kahkahalar atarım estikçe.
 
Kimse duymaz sesimi
En biçimsiz yerde,
Durduğumdan olacak ki;
Yıldırımlar bile
Hep beni bulur.

                    Metin KILIÇ

___________________________  

      mart dumanı
 
Mart dumanı diyorlar adına
Sasiz sedasız yavaş yavaş yayılırsın vadiye
Yukarıdan bakınca bembeyaz bir deniz gibisin
Bir bakarsın koşa koşa gelirsin kapanırsın her yere
Sanki seni kovalayan var
parde olursun güneşimize
Karamsarlık çöküyor yüreğimize
İçimiz daralıyor
Gelme karartma gözümüzün nurunu
Güneşimizi kapatma
Üzme başını toprkaktan çıkaran filizimi
Soldurma dalında açan çiçeklerimi
Git güneşimin önünden filizim boy göstersin
Çiçeklerim tozuşsun tozuşsunki meyvelere dönüşsün
Dumansın sen  mart dumanı
Yavaş yavaş geldin yayıldın
Çabuk git
Gitki güneşimin önü açılsın
İçimizi ısıtsın
Filizlerim başını dik tutsun
Çiçeklerimin yüzü gülsün
Gitki ruhum aydınlansın gönlüm şenlensin
Toprağım canlansın

                           Güler İPEK mart 2002

___________________________

        KENDİ İSTEĞİ İLE KALDIRILDI

__________________________

 

doğduğum türkelli

doğduğum türkelli'ye

sergiyle gideceğim

yirmi yıl sonra bu yaz

oradan kadırga'ya

yüreğimden söyledim

yüreğimden söyledim

 

çam altında serinde

buz gibi soğuk suyu

soğuttuğu rakıyı

ille de dostlarımı

öylesine özledim

öylesine özledim

 

yaylamın yollarından

sevinçle geçeceğim

duysun IMFpatronları

pahalılıktan boğsanız da yurdumu

üç yudumda donduğum oruçbozan  suyundan

keyifle içeceğim

keyifle içeceğim 

                       Şakir SAĞLAM

__________________________

      Kızılağaç fidesi

İncecik bir kızılağaç fidesiyim
Boğuntu ırmak için de
Gövdem,dalım ve yapraklarım
Ayrı yeşil
Çiçeklerim bile yeşil
Ayakdibimde mor çiçekli Ağu
Üstümde dev gibi kestane
Güneşim kapanmış
Doyasıya ıslanamıyorum
Yağmurda bile
Kabuklarımı kaynatsalar
Kara kazanda
Kızıl olur rengim

İncecik kızılağaç fidesiyim
Irmağın kuytusunda
Kuşlar korkar konmağa
Hafif ışıltılı,bal yeşili esinti
Sardı heryanımı
 
Korkmam,yalnız değilim
Gözüm yukarlarda
Gukguk müjdeli haberini getirdi
Tepemde kestanede
Sesi her yerde
Döndü dolaştı durdu
Haburalarda bahar geldi
Yesyeni bir bahar gelmiş

              Metin KILIÇ

__________________________

Çok eski bir çeşmeyim.
İki yanım hendek,
Duvara gömülü.
Kırık çanağım
Belki ikiyüz, belki daha da fazla
Emzirir yavrularını,
Gösterişsiz cefakar bir ana gibi
 
Minik sarı çiçekli,
Kehribar yosunlarından imbiklenir.
Güllük kokar
Ana sütü kadar temiz suyum.

                                   Metin KILIÇ
 

_____________________________

değirmen yolu
mısırın ekmek olma serüveninin başlangıcı,
kara taştan yeşil yol.
değirmen vaktinin sarkacı,
kara taştan yeşil yol.
iki yanında hendekler,
ezelden arkadaşı.
sonra unutulur ikisi de,
bir ümit, gelir belki de.
değirmen, mısırı bekler.
yol bir iki ayakdaşı...
               
                 A. ÇAKMAK

 

___________________________

BABA

Baba olduğun zaman babalığı anlarsın
Yüreğine ateş düşer alev alev yanarsın
Çocuğun hasta olsa için yanar ağlarsın
Babanın ne olduğunu o zaman anlarsın.

                                  Mehmet YILMAZ

 

______________________________________

Giden Trenler

Bir kış akşamı farkettim ki yüreğim derin uykudaymış meğer...

Gözlerim dağın ardında onun gölgesinde kalmış meğer...

Gittiği yönü bilmeyen  bir nehir gibi karanlık içim bilmiyorum  neden ?

Şimdi İçimde durmayan,  sürekli giden trenler ,

Beni onsuzluğa saplayan yakınsızlığa mahkum eden trenler

Meğer okunduğu gibi iki kişi üstüne  yazılmıyormuş sevgiler...

Yazılsa bile siliyormuş sürekli giden acımasız trenler....

                                                   Feryal TURAN

 

__________________________________-___

    KILIÇ ALİ
 
Kılıç Aliyim özbe öz Oğuzluyum
Ellezliden Mehmet Alinin oğluyum
Dut ağacı gölgesinde eski evim,
Bir yanında armut, öbüründe taflanlar,
Otçuları hazırladım,
Sisdağından Kadirgaya kadar.
Diktim sökükleri, yırtıkları yamadım,
Dikiş makinamla gençlere,
Sabahlara kadar uyumadım.
Kirlileri yıkadım hatta,
Hizaya dizip gençleri sabah,
Eksik gedik varmi bakardım.
 
Otçuların şanı için
Yerlerimi elden çıkardım.
Elimde son kalan kara dastarım,
Çocuklarım, ben ve karım,
Ağlaşarak uzaktan Oğuza bakarım.
Yıktılar artık evimi uzaklardayım,
Terki diyar yapmaktayım.
 
Rençber oldum yetmişimde
Ormanda kök söktüm,ağaç yıktım.
Memleketinde Topal Osmanın.
Artık şenlikler mezarıma çok yakın.                                           
Karşımda bir ada, yanımda Aksu,ya bakın 
Oğuzeli uzakta, beni unutmayın sakın.
 
Soframız Çadırdüzünde kaldı,
Ütüklerde nefesimiz,
Dolaşır hala yaylalarda sesimiz.

                      Metin KILIÇ

 

______________________________________

 

Periler Sofrasında Yemek Yemek  “Öyle Herkesin Harcı Değildir”

Derdi Annanem...

 

periler sofrasında yemek yemeyi ananemden öğrendim ben...

öyle herkesin harcı değildir bu sofrada yemek yemek derdi

annanem...

 

ellerim toprak gibi olmalıymış herşeyden önce...

buğday dünyanın en lezzetli ekmeğine dönmeliymiş bu ellerde...

yüreğim ateş olmalıymış yeri geldiğinde ...

şenlik ateşi gibi  yanmalıymış...

gözlerin görmediği yerde karanlığı içine çekmeliymiş bu ateş,

sırtların üşüdüğü yerde  kaybolan ayaklara yol olmalıymış

 

periler sofrasında yemek yemeyi ananemden öğrendim ben...

öyle herkesin harcı değildir bu sofrada yemek yemek derdi

annanem...

 

dillerim su  olmalıymış kimsenin arkasından akmayan , herkesin içine akan

her zaman ılık her zaman saydam....

şafak vakti uyanmalıymışım ben...

her sabah bir ağaca dokunmalıymışım

önce yaprak olmayı anlamalıymışım ağaçta  ben

sonra da yaprakta toprak olmayı

ve dua etmeliymişim tüm günahlarım için...

 

periler sofrasında yemek yemeyi ananemden öğrendim ben...

öyle herkesin harcı değildir bu sofrada yemek yemek derdi

annanem...

                            Feryal TURAN

_____________________________________

 

 

Kara ateş fırınıyım,
Kiremitim yosun tutmuş.
Dolma duvarlı bir köy evi yanımda.
Çocuğunun elini tutan anası gibi.
Üstümde Orak taflanı,
Önüm yemyeşil çimen,
Bilge bir dut ağacının gölgesinde.
Üstüm başım is içinde,
Avaz avaz açık ağzım.
Kapkara dehliz.
Yanarım içim kavrulur,
Ateşten gülücükler.
Dumanım gökyüzüne savrulur,
Kalbimde mecilerin alınteri,
Ağzım dolu dolu kahkahalar atarım
Kehribarlı darılarla
            
                                         Metin KILIÇ

____________________________

    Oy türkelli

oy türkelli dediğim

 beşikdüzü köyüdür

 çay ile trabzon'a

 fındığın türkiye'ye

 söylenen türküsüdür

 sis dağı gelinidir

 kadırga uzun aşkı

 dünya'ya kemençeden

 açılan bir öyküdür

 açılan bir öyküdür

                  Şakir SAĞLAM

___________________________

       DÜŞ

Avuçlarıma alıp seni,

uzaklara

Bulut olup götürsem

Bir zaman sonra

Yağmur olsan düşsen toprağa

Yaşam versen doğaya,

çimlendirsen,

Renklendirsen

güzelleştirsen evreni

Büyüyüp meyve versen

İnsanlığa güzellikleri sunsan

Mutlu olsalar

Barış içinde yaşasa tümü

Sen de Mutlu olurdun o zaman

Ulaşsan hayalindeki gerçeğe.

                       Orhan ÖZDEMİR       24.12.2003 İstanbul

___________________________
 

Ütük çimeninde,
Sarıağu tumuyum.
Sapsarı zehirli çiçeklerim
Mor açan Ağularla içiçe
Dizildik yollara,göçlerle
Yaylalara gideriz bazen.
Horon teperiz otçularda.
Gölgemizde rakılar içilir,
Sevdalılar gözgöze gelir,işmarlaşır.
Göğ boncuklu,ala sarı inekler,
Püsküllü alınları,çanlar kelekler.
Bir törene gider gibi geçerler.
Gelinlerin,kızların sırtında şelekler.
Sığınır yağmurda Çobanlar,
Türküleri dinleriz beraber.
Dağların yürek sesi,
Gorlu katırlar,
Ormanlarda çağlar.


Şimdi nerdeler
Artık ne horonlar,ne de sevdalı
Melevcanlı tikenler bürüdü,
Gölgemiz uyuz itlere kaldı.
Tarih gömüldü, ağlarız.
Büyükçe bir mezar şimdi,
İçinde paçavralar, çöplerimiz.

              Metin KILIÇ

____________________________

         KIYMET

Anlamadılar geçen acımasız zamanda

Duygularının esiri oldular,

kulak verdiler söylenenlere

Kırılan dallar,

koparılan çiçekler gibi incittiler bedende

Yaşamın sonuna doğru geliyorsun ne çare.

 

Göçüp gittiler,

teker teker

 ardına bakmadan

Umutları yok oluverdi bir kış akşamında

Anlayacaklar belki birgün son durakta

duygular,sözler

Kıymete binecek geçen zaman.

 

Kırık kalpler,

onarmak istesende yapamazsın

Ödün vermiyor zaman akıp gidiyor su gibi

Anlayacak belki birgün

Kaybettiler sevdiklerini, analar,babalar,kardeşler.

Orhan ÖZDEMİR  10.01.2003 İstanbul

___________________________

          köyüm

  ıslanırken yağmurunda, sırıksıklam
  anlatılmaz yaşanır olduğunu farkettim.
  her yaz açıkgörüşcesine sana koşsam.
  bilmem, seni niye terkettim?

       
                                             A. ÇAKMAK   

_____________________________

          TEKİR
 
Bizim köyde bir Tekir im
Başkaları Serander de der
Kül gibi rengim,yeşilin içinde.
Zamana meydan okurum
Külahlı ayaklarımla,
Yıkılmadım daha.
İçimde tarlaların bereketi,
Mecilerin alın teri.
Yüzyıllardır ayaktayım.
El hızarı ile çekilmiş dizmelerim,
Kara saplı bir nacakla yontuldu,
İnce zarif direklerim.
Dülger Osman rendeledi,
Damarlı geniş tahtalarımı.
Ve bir nakış gibi işledi,
Kendi yapısı el demiriyle,
Bin yıllık oyalı oymasını.
Kırışmış alnının teri,
Döküldü üstüme,
Yanık kıllı göğsünü ıslatarak.
Dizildi toprak testiler pekmez kokulu.
Çuvallarda fındıklar,darılar.
İçim dolu, aklımda açlık var.
Sofama çiçekli çamaşır asardı
"Selvi boylu al yazmalı" kadınlar.

                                                             Metin KILIÇ
 

___________________________

        VARGİT
Bilir misiniz vargit çiçeğini
Topuk otları içinde güzelliğini
Çok zıttır adı ile görüntüsü
Yeşillikler içinde sanki kuş sürüsü
Eser soğuk rüzgarlar güz yaklaşır
Çıkar vargit çiçeği doğayla kucaklaşır
Görünce bu güzelleri
Anlarız ki bitti yayla günleri
Ağır usul köyümüze döneriz
Bizi istemese de VARGİT İ ÇOK SEVERİZ

                                        Cahit KORKMAZ
                                        

_________________________

    Köprü
 
Bir kemer köprüyüm;
Oğuz deresinde, yapayalnızım.
Köylerin arasında dinmez sızım.
İncecik belimle kayaları kavradım,
Dereler benim anam,avradım.
Yıkılsam kopar hatıralarım.
Kimliğim;
Taraklanmış yosunlu taşlarım.
Gümüşlü balıklar arkadaşlarım.
Geçti gitti altımdan asırlar,
Üstümde zamanla yarıştılar.
Atlar, Gurbetçiler, Kervanlar,
Ve uzak cephelere askerler,
Dönmediler çoğu maziye karıştılar.
Kör bir kazma kırınca kilit taşımı,
Kaybettim en yakın arkadaşımı.
 
                   Metin KILIÇ

________________________________

Beklemek Seni 

 Beklerim seni,

Öyle bir beklerim ki seni

Canım yanar pencerelerde

Yağmur damlaları vururken cama, yüzün bana yansır

Karanlıkta

Damlaları geçerken sen, bir kez daha yüreğim kavrulur

Şu insan denilen yaramaz kapta

                                                 Feryal TURAN

________________________________
 

            MEHTAP
 
            
Gece Saat Sekizde
 
                  Mehtap'a bakıyorum
 
                  Yatağa uzandım mı
                 
                  Hep seni anıyorum
 
 
 
                  Ağlıyorum, sızlıyorum
 
                   Görüyorsun, halimi
 
                   Hayat karanlık olsa
 
                   Unutamam benseni
 
 
                                        Nural EMİROĞLU

________________________________

Bizimkiler
 
Kimisi eskiden bahsediyor
Kimisi yeniden
Kimisi vargitten, kimisi yağmurdan
Kimisi atadan  bahsediyor
Kimisi onurdan
Kimi değirmenden kimi köprüden
Kiminin hasreti ıslanmak olmuş
Kimininki ise ütüğe gitmek
Kimi ister çelik çomak oynamak
Kimi de çocuk gibi topaç çevirmek
Bunlar bizimkiler bizim çocuklar
Bizim köyü daha çok yazacaklar
 
 
                              Güler İPEK

______________________________________ 

 

Kavruk Bir Yürek

Bu sabah uyandım...

 Hayata başlamaya hazırdım bir gün doğumunda daha

Ancak içinde onulmaz yaralar ve acılar...

Nasıl iyileşirdi  ki  yıllardan kalma

Kavrulmuş bir yürek ;

Annem sana mavi  kazağın çok yakışmış dedi evden ben çıkarken ;

Döndüm ve ona baktım  iki dudağı arasında bir gülümseme

Anladım ki o anda, hissetmek kendini dağ gibi böyle bir şeydi

İşte böyle iyileşirdi

Kavruk bir yürek…  

                                                       Feryal TURAN

__________________________________

 

köyüm
ıslanırken yağmurunda, sırıksıklam
anlatılmaz yaşanır olduğunu farkettim.
her yaz açıkgörüşcesine sana koşsam.
bilmem, seni niye terkettim?
                        Adnan ÇAKMAK

 

________________________________
eylül
sonbahar geldi gidiyor
duydunmu bunun sonu kış diyor
ömrümden bir eylül daha geçti
başka eylüllere hiç benzemedi
bir büyü yaptım mevsimler şaştı
ilk defa eylülde tomurcuk açtı
tabiata tersmi varsın olsun
hayallerimin eylülüidi bende kalsın
bütün aylar sizin olsun
ne olur bu eylül benim olsun
ne yazık eylül bitti
hayallerim  de beni terketti
tutmayın buralarda duramam
dünyayı verseniz eylüldeki gibi olamam

                                  Cahit KORKMAZ

__________________________________
 

 | anasayfa | belediye | tüyad | muhtarlıklar | müze projesi | halk kütüphanesi | türkelli kitabı |